“Operasyon başarılı geçti, babanın ömrünü 10 yıl uzattım…”
Güzel haberi abimlere verdiğimde hepimiz “çocuklar” gibi şendik! Çocuktuk zaten, “Zonguldak’ın yiğit maden işçisi Satılmış Küçükkaya’nın çocukları…”
İşte o koca 10 yıl öyle bir hızla geçti ve ben babamı kaybettim!.. Zonguldak’ın derin toprakları altında 35 yıl 6 ay boyunca ciğerlerine yuttuğu kömür tozlu vücudu koronavirüse yenildi. Dağ gibi adam yoğun bakımda ancak bir hafta dayanabildi. Bizlere, çok sevdiği kentine, köyüne, yaşama veda etti…
***
Babamı yoğun bakımın kapısında beklerken doğum günüm gelmişti. 16 Ocak 2023’te 50 yaşına basan ben, bir gün sonra babasını yitirecek; birden “yarım yüzyıllık çocuk” olacaktım! 10 yıl önce kanserle mücadele eden babam için doktorlar gelip, “10 yıl daha yaşatabiliriz, kabul ediyor musun” diye sorsalar, 2013’te o şartlarda gözüm kapalı “evet” derdim. Ne var ki 10 yıl sonra yoğun bakımın önünde “Bahar aylarını, yazı da birlikte karşılayalım, yaşayalım” diye düş kuruyordum… Olmadı!..
Amasra’da, ekim ayında yaşanan, 41 maden işçisini yitirdiğimiz maden faciasından sonra Halk TV’de meslektaşım İsmail Küçükkaya’nın “Yeni Bir Sabah” programına konuk olduğumda şunları söylediğimi hatırlıyorum:
“Biz Zonguldaklı maden işçisi çocukları erken büyürüz. Düşünsenize küçücük bir çocuksunuz, babanızın çalıştığı ocağa gidiyorsunuz. Babanız maden ocağından çıkıyor ve kömürün karasından tanıyamıyorsunuz…”
Orhan Veli’nin dediği gibi “yüz karası değil”di o!.. Zonguldak’ın deresini bile siyah akıtan “kömür karası”ydı! Emeğin başkentinde analar, çocuklar gülsün diye “kazanılan ekmek parası”ydı…
***
Sevgili İsmail, Halk TV ekranında babamı anarken 50 yaşındaki “yarım yüzyıllık koca çocuk” olarak şöyle bir geçmişi süzgeçten geçirdim. Gazetecilikte 30. yılıma giriyorum. Muhabirlikten, haber müdürlüğüne, yazıişleri müdürlüğünden, genel yayın yönetmenliğine kadar her görevi üstlenmişim. Zonguldak’ın yerel gazetesi Halkın Sesi’nde yüzlerini hiç görmediğim değerli meslektaşlarım babamı, “Üzülmez bölgesinin efsane maden işçisi Satılmış Küçükkaya’yı kaybettik” haberiyle uğurlarken ne büyük gurur ki bana şu hayatta taşıdığım en güzel unvan “Zonguldaklı bir maden işçisinin çocuğu” olmakmış!..