➤ Yazarlar

Kanlı kürek

Yaşam hakkına saygının bittiği yerde insanların ilkel dürtüleri ortaya çıkıyor işte… Bu ülkede ve dünyada hayvan olmanın karşılığı acı çekmek olmamalı!

Aslında sizlerle ilk yazımda ‘Kapı’yı başka bir konuyla açmayı umuyordum. Ancak Konya Hayvan Barınağı önünde yaşanan ‘Kanlı kürek’ olayı sonrası gelen tahliyeleri ve tahliyelere yapılan itirazların reddini günlerdir aklımdan çıkaramıyorum.

Tarihimize kanlı bir leke olarak geçen Hayırsız Ada olayının ardından çığlıklar artık Türkiye’nin dört bir yanından, şehirlerin içinden yükseliyor. Bu çığlıkların sesi ne yazık ki ulaşması gereken yerlere ulaşmıyor. Kulaklarımızı tıkamak, bu çığlıkların var olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ben bu satırları yazarken kaç canın daha sesli ya da sessiz çığlıklarına, çaresizliklerine, idam sehpalarına götürülüşlerine kulak tıkayacağız…

Savunmasız bir cana, hiç acımadan, hani eli bile titremeden, kafasına defalarca kürekle vurulmasını hiçbir vicdana, ahlaka, insanlığa sığdıramıyorum. Sadece o kanlı küreği elinde tutanın değil, ‘seyredenlerin’ de kılının kıpırdamamasına, en ufak bir müdahalede bulunmamasına anlam veremiyorum.

Biz ne zaman böyle olduk, bu kadar acımasız, vicdansız, umursamaz, duyarsız hale geldik. Küçükken bizlere öğretilen, ‘Türk insanı yardımseverdir, vicdanlıdır, ihtiyacı olana el uzatır’dan bugünlere nasıl geldik?

Nasıl, bu kadar taş kalpli, empatiden yoksun bir hal aldık? Ben, cevabını bulamıyorum…

Irk olarak insan olmanın hiçbir canlıya karşı üstünlüğünün olmadığını düşünüyorum. Akıl ve mantık çerçevesindeki üstünlüğünüzü ise hiçbir canlı üzerinde canice kullanamazsınız.

Ağzı, dili olmayan, siz yemek, su verirseniz hayata tutunabilecek, hastaysa, tedavi ettirirseniz yaşamaya devam edecek, savunmasız bir canlının kafasını kürekle ezmek, diri diri yakmak, gözlerini oymak, el ve ayaklarını kesmek hangi üstün ırkın ayrıcalığıdır?

İşte o kürekteki kan, aslında birçok kişinin eline bulaştı. Kanlı küreğin bir köşesinden çok tutan oldu.

Lütfen ‘Bugün hayvana yapan, yarın insana yapar’ gibi neresinden tutulursa, elde kalacak bir düşünceyi de benimsemeyin. Türü, kedi-köpek-kuş olabilir ama hepimiz aynı duyguyu hissediyoruz. Haliyle bir kadına, çocuğa ya da hayvana yapılan işkencenin arasında bir fark yok. Aynı dili konuşmuyoruz evet ama diken battığında, taşa çarpınca, sıçrayan kaynar su yüzünden veya iliklere işleyen kar soğuğunda, insan ya da hayvan hepimiz aynı acıyı hissediyoruz…

Empati duygusundan yoksun, canice davranışların arkasında kim durabilir, kim bu yaşananları normalleştirerek, günlük yaşamına devam edebilir? Bu soruların yanıtlarını adaletten bekliyoruz…

Hiçbir ırkın birbirine üstünlüğü yoktur. Nefes alan her canlının adilce yaşamaya hakkı vardır. Yaşam hakkına saygının bittiği yerde insanların ilkel dürtüleri ortaya çıkıyor işte… Bu ülkede ve dünyada hayvan olmanın karşılığı acı çekmek olmamalı! Patili günler…

‘YUVA ARIYORUM’

Ponçik kız, 2 yaş civarı, kısır ve çipli. Sokakta sık sık hastalanıyor. Sevgi dolu ve oyuncu. Sarılmayı çok seviyor. Onu çok sevecek, terk etmeyecek, evin bir ferdi olarak görecek ailesini arıyor. İletişim Instagram: irmikhelvasiii

ytopoglu@gmail.com

Twitter: YaseminTopoğlu

➤ Yazarın Son Yazıları

➤ Son Yazılar

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?