Türkiye’nin, güzel ülkemizin en önemli özelliği “omurgasız insanların” sayısının epeyce fazla olmasıdır…
Gazetecisinden siyasetçisine sanatçısından işadamına kadar, sayı hayli yüksektir…
Toplumun unutkanlığı, balık hafızalı oluşu omurgasız kitleyi hep ayakta, diri tutmuştur…
AKP 2002’de iktidara geldiğinde liboş tayfa, kendisine solcu diyen dönek tayfa Kürtlerle diyaloğu için koşulsuz bir şekilde Erdoğan’a destek verdi. Hem Erdoğan’a hem Gülen cemaatine!..
Bu iki tayfa 2010 yılında “yetmez ama evet”çi kadroya dönüştü… İki kanaldan bu isimlere hem itibar yağdı hem para!..
Ne zaman ki Erdoğan Kürtlerle diyaloğu kesti, cemaat darbeye kalkıştı süngüler düştü..
Neredeyse hepsi şimdilerde yeni bir omurgasızlık peşinde. Sanatçısı deprem bölgesinde, gazetecisi ekranda ya da köşesinde, siyasetçisi işadamı her yerde!.. Atan atana, tutan tutana!..
Yine her şeyi unutan, “alkış pozisyonunu” almış milyonlar var bu ülkede!..
Şairin dediği gibi “koyun gibisin” kardeşim!..
Demeye de dilim varmıyor ama, “kabahatin çoğu senin, canım kardeşim…” *
(*) Nazım Hikmet’e saygıyla…