AYKUT KÜÇÜKKAYA
O gün geldi, çattı… CHP’nin aylardır beklediğimiz Tüzük Kurultayı başladı… Yazıyı yazdığım saatlerde maddeler üzerinde görüşmeler, oylamalar sürüyordu. CHP anayasası görüşülürken Türkiye’de adalet sıradan bir gününü yaşıyordu.
Kara para aklama suçlamasıyla yargılanan Polat ailesi tahliye ediliyordu…
Artvin Hopa’da 31 Mayıs 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesinde yaşanan eylemlerde polisin sıktığı tazyikli su ve biber gazından etkilenerek kalp krizi geçiren ve hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu davasında yargılanan tüm polisler beraat ediyordu…
8 yaşındaki Narin hâlâ bulunamıyordu…
Gezi davası tutsağı Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman Silivri’de cezaevinde 40. açık görüşte Vera’nın babasını ziyaret ediyor, sosyal medyadan isyan ediyordu: “Tayfun’un hepinize selamı var. Uzatmayacağım: Eşim Tayfun Kahraman kara para aklamadı, yasa dışı bahis oynatmadı, kaynağı belirsiz paralarla lüks villa ve araba koleksiyonu almadı, MASAK raporlarında başrol oynamadı, kul hakkı yemedi. Onuruyla, namusuyla yaşadı. Hayatı boyunca dürüst oldu. Anayasa ve yasalara tam olarak uydu, görevi neyse onu yaptı.”
Gün içerisinde bu gelişmeler yaşanırken sosyal medyada, TV’lerde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Tüzük Kurultayı’na katılmaması” tartışılıyordu. Tartışma sürerken bir anket gündeme düşüyordu: “CHP yerel seçimin ardından ilk kez ikinci parti konumuna düştü. AKP yine birinci parti!..”
***
Tüzük Kurultayı’nın ardından, CHP lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere tüm CHP’liler il il, ilçe ilçe, belde belde, mahalle mahalle, cadde cadde, sokak sokak gezmeli halka “Sadece sizin mutluluğunuz için varız” mesajını vermeli… Erken seçim sandığını bir an önce halkın önüne getirecek muhalefeti yapmalı!
Yoksa sandık halkın önüne geldiğinde ne yerel seçim zaferinin yarattığı rüzgar kalacak ortada ne de ekonomik darboğazda yaşam mücadelesi veren yurttaşın “enerciiii”si!..