➤ Yazarlar

Narin dere yatağından fısıldıyor: Katilimi bulun

Narin’in dosyasında, AKP’nin kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı şiddete karşı vurdumduymaz tavrının ötesinde bir “koruma” kalkanı olduğu, soruşturmayı yakından takip eden herkesin aklında.

HİLAL KÖSE

Diyarbakır Bağlar’da Tavşantepe Köyü’nde aile içinde korkunç bir cinayetle öldürülen 8 yaşındaki Narin’in cesedi 19 gün boyunca bulunamadığı için suç delileri de büyük oranda kayboldu. Narin’in boğularak öldürüldüğü bilgisi dışında hiçbir netlik yok. Cinayetin üzerinden 42 gün geçti, kolluk kuvvetleri hâlâ köyde delil toplamaya çalışıyor. Narin’in evindeki halılar bile vaktinde incelenmemiş…

Bizler, “sade vatandaşlar” olarak yavaş yavaş kendi hayatlarımıza dönüyoruz, Narin’i de ondan önceki onlarca çocuk gibi unutmamak için direniyoruz. Narin’le birlikte kap kara bir karanlığa yuvarlandık, her geçen gün daha da derine iniyoruz. Ne yazık ki Narin ne ilk ne de son kaybımız. Ülkemizde kız çocuklarının payına hep böyle trajediler düşüyor, ölümcül darbeyi hep en güvendiğimiz yerden alıyoruz. “Kutsal aile” dayatmasını sorgulamadıkça da hiçbir şey değişmiyor. Kadınların ve kız çocuklarının başına ne geliyorsa, yakın akrabalardan – deden, babadan, amcadan, amcaoğlundan, kuzenden, boşanmak istemeyen kocadan – geldiğini, araştırmalar yıllar önce ortaya koydu. Siyasiler, özellikle de 22 yıllık AKP iktidarı, bu gerçeğe gözlerini yumdukça, Narinler kurban edile edile, bu çarpık düzen kendini tekrar ediyor.

Narin’in dosyasında, AKP’nin kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı şiddete karşı vurdumduymaz tavrının ötesinde bir “koruma” kalkanı olduğu, soruşturmayı yakından takip eden herkesin aklında. Narin’in kaybolduğu gün, cinayet şüphesiyle soruşturma yapılmaması Güran ailesine suç delillerini gizlemek üzere büyük bir alan açtı. Köydeki herkes, çocuklar bile susturuldu. Delillere neden anında el konulmadı? Narin, günlerce aranan dere yatağında 19 gün boyunca nasıl bulunamadı? Güran ailesinin siyasilere yakınlığı da soruşturmanın akıbetine dair kuşkuları artırıyor.

Gazeteci Ferit Demir, ilk günden beri soruşturmayı takip ediyor. Güran ailesi için, “Bu adamlarda inanılmaz bir profesyonellik var. İstihbarata karşı koyabilecek kadar yöntem geliştiriyorlar. Narin’e karşı bir kötülük şebekesi kurulmuş, organize bir çalışma var” diyor. (1) Demir,  günler sonra bulunup TÜBİTAK’a gönderilen kamera kayıtlarının cinayeti çözeceğini düşünüyor. Her gün köyden yayın yapan gazeteci Sevgi Şahin, tutuklanmayan aile üyelerinin baskısına karşın olayın peşini bırakmıyor. Diyarbakır’a giden İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya Narin’i sormuştu, Yerlikaya, işaret parmağını ağzına götürerek, Şahin’e “sus” işareti yapmıştı. Valilik de artık, Narin’in mezarından yayın yapılmasına engel oluyor. Şahin, “Her gün köyden ayrılırken küçücük bir çocuğu karanlıklar içinde bırakıp gidiyoruz.  Onu canından edenler, en yakınları susmaya devam ediyor. Narin’in karanlığı aydınlansın diye biz susmayalım” diyor, kalbinin yerinde taş olmayan herkese seslenerek… Karanlıkla mücadeleye, bu karanlık döngüyü kırmaya gücümüz var mı peki? Belki de asıl sorulması gereken şudur: Narin’in karanlıkla buluştuğu bu yerde, karanlığa teslim olmamak için biz ne yapacağız?

Narin, Eğertutmaz deresi yatağında, çuval içinden fısıldıyor bir damlacık nefesiyle: Katillerimi bulun, beni karanlıkta bırakmayın!

(1) Ferit Demir’in www.kocaelibarisgazetesi.com’da yer alan söyleşisi

➤ Yazarın Son Yazıları

➤ Son Yazılar

Welcome Back!

Login to your account below

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Add New Playlist

Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?