Opus Noesis, 21 Kasım 2024 Dünya Felsefe Günü vesilesiyle kuruluşunun 10. yılını ve yeni yayınevi markası Opus Kitap’ın yayın hayatına başlamasını kutladı. Beyoğlu Aynalı Geçit’te, “Felsefenin Çağrısı: Anlamaya Davet” temasıyla düzenlenen etkinliğe, akademisyenler, lise ve üniversite öğrencileri, felsefe meraklıları, düşünce ve sanat insanları, aktivistler katıldı. Katılımcılar, gün boyunca düzenlenen paneller ve forumlarla, insanın anlam arayışı, yaşama bilgeliği ve felsefe üzerine derinlemesine düşünme ve tarışma fırsatı buldu.
İnsanlığın değişen ve dönüşen sorunlarına felsefi bir perspektiften bakılması amacıyla yapılan etkinlikte, felsefe dünyasının önde gelen isimleri konuşmaları ve tartışmalarıyla dikkat çekti. Ahmet İnam, “Yaşama Bilgeliği ve Felsefe” başlıklı konuşmasında, yaşama bilgeliği demek yerine yaşama sanatı ifadesini tercih ettiğini belirtti. Felsefenin philos + sophos değil eros + sophos olduğunu yani insanı yaşama davet ettiğini söyledi.
Betül Çotuksöken, “Türkiye’de Felsefenin Kurumsallaşması” başlıklı konuşmasında, meta felsefe, sistematik felsefe, felsefe tarihi ve uygulamalı felsefe olmak üzere dört temel boyutu ele aldı. Günümüzde felsefi danışmanlığın öne çıktığına dikkat çeken Çotuksöken, Opus Noesis’in kamusal yararının altını çizdi, felsefe çalışmalarındaki duyarlılığı artırdığını vurguladı.
Bade Baran, felsefenin her çocuk kitabının içinde bulunması gerektiğini belirterek, “Bir çocuk kitabını nitelikli yapan felsefedir” ifadesiyle çocuk edebiyatında felsefenin önemine dikkat çekti. Metin V. Bayrak ise P4C (Çocuklar için Felsefe) konusunu ele aldı ve çocukların düşünmeyi öğrenmesinin toplumsal etkilerini vurguladı. ‘Militarist bir örgü içinde birbirinin ensesini gösteren’ geleneksel öğrenme yöntemlerinin yerini “çember” düzenine bırakması gerektiğini belirterek, öğrenme yerine “öğreşme”, öğretmen yerine “kolaylaştırıcı” kavramlarının altını çizdi. Sıra arkadaşı ile rekabet eden bireyler yerine işbirliği yaparak düşünen topluluklar yaratmanın önemini vurguladı.
Gündüz Vassaf, “Geleceğe Sözümüz Var” başlıklı kapanış konuşmasında, günümüz insanının tüketim alışkanlıklarını eleştirdi. “Her şeyi tüketiyoruz. Gezi’yi her şey gibi tükettik. Gezi’ye gidip oturup sohbet etmiyoruz, kitap okumuyoruz. Gezi’yi biz tüketerek bitirdik” ifadelerini kullandı.
Etkinliği takip eden katılımcılardan biri, “Bugün, düşünmenin bir lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu hissettim” derken, bir başka katılımcı ise “Felsefenin Ahmet Hoca’nın da altını çizdiği gibi yaşama sanatı olduğu fikrim daha da güçlendi” yorumunu yaptı.