HÉLÈNE RICHARD
Bugün özel sektörde çalışan kadınların aldığı ücretler, aynı işi aynı mesai süresinde yaptıkları erkeklerden “sadece” yüzde dört daha düşük olsa da ortalama maaş farkı hâlâ yüzde 23.5 seviyesinde. Bu fark, yılardır değişmeyen üçler kuralından kaynaklanıyor: Öncelikle kadınlar daha yoğun şekilde yarı zamanlı çalışmak zorunda kalıyor. İkinci olarak, kadınlar genellikle nitelikleri ve zorlukları yeterince tanınmayan bakıcılık gibi ağır işlerde daha fazla yoğunlaşıyor. Son olarak da gibi makro-ekonomik düzeyde tespit edilmesi zor değişkenler şirketlerin kapalı kapıları ardında yaşanan eşitsizlikleri pekiştiriyor: Kariyer gelişiminin önündeki engeller, annelik nedeniyle kariyerin kesintiye uğraması, zam istemenin önündeki psikolojik engeller ve “salt” cinsiyet ayrımcılığı… Fransa mevzuatı 2019 yılından bu yana 50 ya da daha fazla olan çalışanı olan şirketlerin kendilerine her yıl 100 üzerinden bir puan verme zorunluluğu getiriyor. Mesleki eşitlik endeksi olarak bilinen bu gösterge, sendikalar ve başlıca feminist örgütler tarafından hesaplama yöntemleri nedeniyle eleştiriliyor ve desteklenmiyor. Örneğin göstergeyi büyük oranda etkileyen kadın ve erkek çalışanlar arasındaki maaş farkı, çalışanların şirketteki görevleri ve yaşları dikkate alınarak oluşturulan gruplara göre değerlendiriliyor. Ancak bu grupların bazılarında çalışan sayısı ya çok az ya da cinsiyet dağılımı bir karşılaştırma yapmaya yetecek düzeyde değil. Bir telekomünikasyon şirketinin insan kaynakları yöneticisi bu durumu şöyle açıklıyor: “Bizim şirketimizde, hepsi aynı toplu sözleşme kapsamında çalışan asistanlar hesaplamadan tamamen çıkarıldı. Çünkü bu gruplarda hiç erkek çalışan yok ve herhangi bir karşılaştırma yapamıyoruz.” (1) Bu gibi durumlar göz önüne alındığında, 2024 yılında şirketlerin kendilerine verdiği ortalama notun 88 olması şaşırtıcı değil; zira 75 puanın altındaki şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Yazının tamamını okumak için: https://www.dijitalbasin.com/Read/3427/le-monde-diplomatique-turkce