Boğaziçi’nin direnişçi hocalarından Prof. Dr. Cem Say, yeniden Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. Tam tamına, bir direniş içinde direniş hikâyesi Cem Say’ın yaşadıkları… Yanlışa yanlış diyebilmenin verdiği güçle devam ediyor hocalığa da hak mücadelesine de. Seçimle geldiği başkanlık görevinden alınması dahil tanık olduğu her hukuksuzluğu yargıya taşıdı. Açtığı dava sayısı 18’e ulaştı… Girizgâhı kısa keserek sözü kendisine bırakıyorum.
HİLAL KÖSE: Nereden başlasam bilemiyorum, yorulmadınız mı diye sormak istiyorum öncelikle?
CEM SAY: Bunlar zaten bizi yormak için yapılıyor; mobbing’in Türkçesi “bezdirme” ya hani… Bize uygulanan şeylerin bütününe bakıldığında, mantıklı bir sebep olmadığına göre “sebebi olsa olsa budur” sonucuna varıyoruz. Bu arada vurgulayayım, anabilim dalı başkanlığından alınmam çok hafif bir şey, diğer hocalara yapılan korkunç şeyler karşısında… Görevimden de şu yüzden alınıyorum: Bizim ana bilim dalına usulsüz ya da liyakat kriterleri gözetilmeden yapılan atamalarda iptal davası açıyorum. Bu usulsüz işlemlerin sayısı arttıkça benim de dava sayım arttığı için… Ben, işimi çok fazla iyi yapma suçundan görevden alındığımı biliyorum. Yormak için yapıyorlar tabii ama tam tersine bana enerji veriyor. Her dava bir üst mahkemeye taşınıp uzadığı için kesin kazandık veya kaybettik diyemiyoruz. Ben 18 dava açmışım; bazılarında olumlu noktadayız, ana bilim dalı başkanlığı için yürütmeyi durdurma kararı veya yaptıkları usulsüz bir tez danışmanı atamasının iptali gibi…
Bu ortamda görevlerinizi aksatmadan sürdürmeniz insanüstü bir çaba gibi geliyor, uzaktan bakınca…
Yazıyı okumak için lütfen aşağıdaki bağlantıdan Le Monde diplomatique Türkçe gazetesini ziyaret edin.