NEBAHAT KOÇ
Avusturya Milli Kütüphanesi, eserleri, göz kamaştıran tarihi binalarıyla görmeniz gerekenler listenizde mutlaka yer almalı. Avrupa’nın en büyük barok kütüphanesi olan Avusturya Milli Kütüphanesi, birkaç ayrı yapıdan oluşuyor. İçinde müzeleri de barındıran kütüphane 12 milyondan fazla esere ev sahipliği yapıyor. Habsburglar tarafından kurulan kütüphanenin kökeni Orta Çağ’ın imparatorluk kütüphanesine kadar uzanıyor. İlk olarak İmparatorluk Mahkemesi Kütüphanesi olarak anılan bu yapı, Avusturya Dükü III. Albert’in (1349-1395) Viyana kasalarının kitaplarını bir kütüphaneye taşımasıyla başlıyor. Avusturya Cumhuriyeti’nin ilanından sonra 1920 yılında Avusturya Ulusal Kütüphanesi adını, 1945’ten sonra da Avusturya Milli Kütüphanesi adını alıyor.
Kütüphanenin tarihi binaları Viyana’ya ayak basan bütün turistlerin öncelikli uğrak noktalarından… Özellikle de kütüphanenin, imparatorluk döneminden kalma Prunksaal adlı devlet binası salonu, dünyanın en güzel kütüphane salonlarından biri. Kütüphanenin bu merkez binası Viyana’nın merkezindeki Hofburg’un (İmparatorluk Sarayı) içinde yer alıyor. İmparatoriçe Maria Theresia döneminde, bu ana müze binası Hofburg ve St. Augstine Kilisesi ile birleştiriliyor. Böylece U şeklini alan bina yapısı, Viyana’nın da en güzel avlu meydanını oluşturmuş. Meydana Josefplatz adı verilmiş. O nedenle meydanı, Heykeltıraş Franz Anton von Zauner’in 1795-1807 yılları arasında yaptığı İmparator II. Joseph’in tam boyutlu atlı heykeli ve anıtı süslüyor.

Açılış saatinden önce beklemeye başladım…
Kütüphanenin tarihini öğrendikten sonra, bu büyüleyici atmosferi bizzat deneyimlemek için sabırsızlanıyordum. Açılış saatinden önce kapısında bekleyip, ziyaretçi sırası uzamadan yerimi aldım. Özellikle hafta sonu uzun ziyaretçi kuyrukları oluyor. Beklerken, binanın ve çevresinin büyüleyici detaylarını inceleme fırsatı da buldum. Barok yapıyı, 1685-1740 yılları arasında Johann Bernhard Fischer von Erlach tasarlamış. 18. yüzyılda yapılan binanın çatısındaki heykeller göz kamaştırıyor. Bina, kütüphane işlevinin yanı sıra mükemmel akustiğe sahip konser salonu olarak da planlanmış. Binanın üzerinde Avusturyalı ünlü besteci Anton Bruckner sergisinin afişi dikkat çekiyor. Beklemeye devam ederken sağ taraftan at nalı sesleri duyuyorum. Hafta sonu turist yoğunluğu olduğu için atlı polisler devriye geziyor. Sonrasında, meydandaki imparator heykelini seyrediyorum; heybetli bir anıt. Meydanın etrafındaki heykellerle süslü binalara göz gezdirirken kütüphanenin kapısı açılıyor.
Üzerinde Avusturya Milli Kütüphanesi yazısının olduğu kırmızı halıdan giriş yapıyoruz. İlk olarak bir avlu, sonrasında bilet ve danışma gişeleri, ardından geniş merdivenli ilk katı çıktıktan sonra karşınıza salonun ahşap dar kapısı çıkıyor. Burada bilet kontrolü yapan görevli de yerini almış. Ahşap dar kapıdan içeriye baktığınız anda, sanki başka bir dünyadasınız; ışıltılı, renkli, resimli, heykelli, kitaplı bir dünya, büyük bir sürpriz. Göz kamaştıran görselliğin içinde masal dünyasında gibisiniz; alabildiğine uzanan, yüksek mermerli sütunlu, kubbeli muhteşem bir salon. Kapıdan içeriye adım atar atmaz büyük bir sabırsızlıkla bir an önce tüm salonu, en ince detaylarıyla görme isteği duyuyor, bir an önce bu atmosferin içinde yer almak istiyorsunuz.
Odak noktası kubbeli alanı
80 metre uzunluğundaki bu etkileyici salon, 30 metre yüksekliğindeki görkemli bir kubbe ile taçlanıyor. Kubbe ve tavanlar, saray ressamı Daniel Gran’ın savaş ve barış, dünyevi ve ilahi imgeler gibi çeşitli temaları işlediği renkli fresklerle bezeli. Kubbedeki fresk, Herkül ve Apollon’un İmparator Charles VI’yı ilahi bir statüye ulaştırmasını sembolize ediyor. Kubbenin tam altında ise Antonio Corradini’nin tasarladığı, İmparator Charles VI’yı Herkül gibi tasvir eden mermer heykel Herkül Musarym yer alıyor. Bu alan, imparatorluk döneminde törenler için kullanılmış. Heykelin çevresinde ise Peter ve Paul Strudel’in Avusturya-İspanyol Habsburg ailesinin hükümdarlarını ve soylularını betimleyen 16 heykeli sıralanmış. Salonun dört köşesi ise 17. yüzyılda yapılmış, çapı 110 cm olan büyük kürelerle süslenmiş. Bu kürelerin bir çifti karasal, diğer çifti ise gök küresi olarak tasarlanmış ve İtalyan haritacı Vincenzo Coronelli tarafından yapılmış.
200 binden fazla tarihi kitap
Gelelim salondaki eserlere… Burada ceviz ağacından yapılmış, altın yaldızlarla süslenmiş raflarda 200 binden fazla tarihi eser sergileniyor. Rafların üzerinde Roma rakamıyla ait olduğu yılları yazıyor. İki katlı kitaplıkta, tekerlekli merdivenler de yerini almış. Salondaki bu kitaplar arasında kırmızı, mavi ve sarı Fas derisiyle ciltlenmiş yaklaşık 15 bin kitaplık Savoy Prensi Eugene koleksiyonunun yanı sıra Martin Luther’in reform yazılarının en büyük koleksiyonlarından biri de yer alıyor. 1501-1850 yıllarına ait bu eserler çok kırılgan ve değerli olduğu için burada okumak mümkün değil. Ancak elektronik ortama taşınmış. İmparatorluk mirası bu salonun bulunduğu tarihi yapıda yedi okuma odası da bulunuyor.

Klasik müzik eşliğinde eşsiz bir deneyim
2022 yılında büyük bir genel revizyondan geçen kütüphanede, girişte afişini gördüğümüz Avusturyalı besteci Anton Bruckner sergisini de görme fırsatı buluyoruz. Merkez salonun tam ortasındaki imparator heykeline iliştirilmiş Bruckner’in üç boyutlu fotoğrafı kütüphane içinde dikkat çeken bir başka görsel. Dokuz senfonisi ile senfonik müziğin önemli bestecileri arasında yer alan sanatçının eserlerinin Beethoven, Mozart, Schubert gibi bestecileri birbirine bağlayan köprü olduğu ifade ediliyor. Orijinal notalarını bu kütüphaneye bırakan Bruckner’in salondaki sergisinde, camlı stantlarda çalışma kağıtlarını, notalarını, kimi özel eşyalarını görüyoruz. Bu deneyimi klasik müzik eşliğinde yaşamak, benim için unutulmazdı. Salonda ayaklı nota kağıtlarının bulunduğu sistemde bir düğmeye basarak, oradaki kulaklıkla klasik müzik dinleme imkanı sunuluyordu. Tekrar tekrar müziği dinleyerek, bu muhteşem atmosferi hissetmeye çalıştım. Ayrıcalıklı ve eşsiz bir zaman dilimiydi.
Harita koleksiyonu 16. yüzyıldan kalma
Yıllar içinde katkılarla, koleksiyonlarla genişlemiş kütüphane, M.S 4. yüzyıldan günümüze kadar uzanan antika,Orta Çağ ve modern el yazmalarını içeriyor. Koleksiyonda dünya çapında önemi ve evrensel değeriyle bilinen Vienna Dioscurides, yine dünyanın en büyük beş tarihi blok baskı koleksiyonlarından olan, eski ve değerli baskıları içeren Incunabula koleksiyonu yer alıyor. Yine kütüphane binaları, kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları, planlı diller bölümü, resim arşivi, 16. yüzyıla uzanan harita koleksiyonu, yurt dışındaki Avusturyalı yazarların tüm eserleri, diğer ülkelerden gelen yayınlar, Avusturya’da çıkan tüm yayınlarına da ev sahipliği yapıyor. Bitmedi. Kütüphane, Müzik Müzesi’ni (1826’dan bu yana müzik koleksiyonuna sahip. Anton Bruckner ile Richard Strauss gibi bestecilerin çok sayıda notasını, ilk baskılarını içeriyor), Globe Müzesi’ni ( 380’nden fazla küre içeriyor), planlı diller koleksiyonuyla Esperanto Müzesi ile Papirüs Müzesi’ni de barındırıyor.
Fotoğraflar: Nebahat KOÇ