NEBAHAT KOÇ
Almanya’nın Ulm kenti Baden-Württemberg eyaletinde. Tarihi ve kültürel zenginliğe sahip bu kent, dünyanın en yüksek kulesine sahip kilisesi olan Ulmer Münster’i, Guinness Rekorlar Kitabı’na giren tarihi çarpık evi (bugün otel olarak kullanılıyor), eğik tarihi kulesi, Orta Çağ surları ve şehrin sembolü olan serçe heykelli binalarıyla tam bir çekim merkezi.
Tuna Nehri kenarında konumlanmış Ulm’u özel kılan bir başka değeri de ünlü fizikçi Albert Einstein’ın bu kentte doğması. Ulm de en ünlü vatandaşı bu bilim insanına birçok eserle saygısını gösteriyor. İlk olarak 1922 yılında henüz inşa edilmemiş bir caddeye adının verilmesine karar verildi. Ancak Nazi Almanya’sında bu caddenin adı Fichtestrasse olarak değiştirilse de 1945’te tekrar Einsteinstrasse olarak adlandırılmış. Einstein hayattayken 1955’teki ölümünden sonra da kentte çeşitli tören ve anma günleri düzenlenmiş. Sonraki yıllarda anıtı, büstünün yapılmasının yanında kentte, okul, kafe ve meydanlara ünlü bilim insanın adı verilmiş. Son olarak da kentte, Einstein Aile Müzesi açıldı. Gelin Einstein’in doğum gününde, dünyaya geldiği evden başlayarak, adını taşıyan çeşmeye, adının verildiği okul binalarıyla birlikte müzesini birlikte gezelim….
Tüccar babası Hermann Einstein ile kraliyet ailesi tedarikçisi ve mısır tüccarının kızı annesi Pauline evlendikten sonra, ilk olarak Weinhof A 90 (Zum Englander) numaralı, Einstein’in büyükbabası ile büyükannesinin de yaşadığı binada oturdu… Pauline, Albert Einstein’a hamileyken Bahnhofstrasse B 135’teki (daha sonra 20 olarak değişti) daha büyük bir konuta taşındılar. İlk çocuk olan Albert, kentin ana istasyonuna çok yakın bu evde doğdu. Ancak 1871’de yapılan bu ev, Aralık 1944 yılındaki ağır bombardımanlarda yıkıldı. O nedenle bugün doğduğu evin yerinde kırmızı granitten sade bir anıt yükseliyor.
Bahnhofstrasse’nin hemen girişindeki altı metre yüksekliğindeki geometrik tasarımlı anıt, bugün devasa iş merkezleri, büyük otel binaları arasında oldukça ufak kalıyor. Anıtı gösteren bir tabela da olmayınca, gözden kaçabiliyor. O nedenle anıtı görmek istiyorsanız dikkatli olmalısınız. Anıtı birkaç kez ayrı dönemlerde görüp inceleme fırsatı buldum. İlk gördüğümde etrafında yol tadilat çalışması vardı. Bu işte çalışanlar bile anıtın Einstein’a ait olduğunu bilmiyordu. İsviçreli mimar ve ressam Max Bill’in 1982 yılında yaptığı bu anıtın üzerinde sadece “Albert Einstein’ın 14 Mart 1879 yılında doğduğu evin yeri burasıdır” cümlesi yazılı. Yani, fark etmezseniz ya da bilmezseniz Einstein anıtını atlayabilirsiniz. Yıllar yılları kovalayınca Einstein’e yıkılmış doğum yerinin fotoğrafı kendisine gösterilir. Einstein bunn karşısında, “Zaman on beni etkilediğinden çok daha fazla etkiledi” ifadelerini kullanır. Bu noktada ailenin, Einstein 15 aylıkken Ulm’den Münih’e taşındığını da hatırlatalım.
Kent, Einstein’a saygısını sadece bu anıtla değil tam anlamıyla kendisini ifaden eden bir büstle de (Bir çeşme heykeli-Ensteinbrunnen) göstermiş. Öncelikle evin yerindeki anıt ile büstün farklı semtlerde olduğunu belirtelim. Zeughausgasse’deki büst de 1984 yılında Jürgen Goertz tarafından yapılmış. Bronzdan yapılan büstte, roket üzerinde salyangoz ve bilim adamının ünlü dil çıkaran portresine yer verilmiş. Büstün altındaki levhada da Einstein’ın Ulm’de doğduğu yazıyor. Bilim insanının bu büstü, turistlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.
AİLE MÜZESİ
Yine kimi eczanelere, kafelere ya da Kornhausplatz’daki Ulmer Volkshochschule binasının adının Einsteinhaus olması ünlü fizikçiye saygı duruşu niteliğinde. Einsteinhaus’daki ünlü fizikçinin adını taşıyan bir kafe de yer alıyor. Yine doğduğu evin yerine yapılan anıtın hemen arkasında da ünlü fizikçinin kendi adını taşıyan Einsteinplatz (meydan) yer alıyor. Tüm bunların yanı sıra kentte son olarak ‘Einstein’lar; Bir Ulm Aile Müzesi’ adıyla Temmuz 2024 tarihinde müze kapılarını açtı. Çok yeni olan müzenin binası da tarihi. Bu yapı, Einstein’in büyükbabası, büyükannesi ve kendisi doğmadan anne-babasının yaşadığı ve iş yerlerinin olduğu tarihi bina. İlk katında ataları yaşarken, zemin katta ailenin karyola mağazası varmış. 600 yıllık Orta Çağ’dan kalma ev, 1851 yılında İngiliz Kralı Hanı adını taşıyormuş. Bina hala da Englander (İngiltereli) olarak adlandırılıyor.
Müze binası oldukça merkezi bir konumda, eski balıkçı kasabasında. Guiness Rekorlar Kitabı’na giren Çarpık Ev’in hemen karşısında, belediye binasına da oldukça yakın. Balıkçı kasabası olduğu için hemen Tuna’nın kenarında. Gelelim müzenin içerisine… Müzede, Albert Einstein’in köklerine tarihi bir yolculuk sergileniyor. Binaya girer girmez sizi Einstein’in küçük boyuttaki bir heykeli karşılıyor. Annesi, babası ve çocuklarıyla olan fotoğraflarının yanı sıra, kullandığı fincanları, çocukluğundaki battaniyesi de sergileniyor. Yine dünya haritası üzerinde, Einstein Ailesi’nin bulunduğu kentler gösteriliyor. Ulm’deki akrabalarıyla olan bağlantılarını da görmek mümkün… Müzede medya istasyonu adında bir bölüm de var. Burada Enistein’in bir konuşmasının videosu gösteriliyor. Öte yandan müzede Einstein dönemi Ulm ile şehrin bugünkü manzara fotoğrafları da sergileniyor.
Fotoğraflar: Nebahat Koç