NEBAHAT KOÇ
Köln, Almanya’nın dördüncü, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin en büyük kenti. Yapımı 632 yıl süren katedrali, romantik Hohenzollern Köprüsü, müzeleri ve festivalleriyle öne çıkan Köln’ün bir diğer özelliği de adını aldığı kolonyanın bu şehirde ortaya çıkması. Tarihinin yanı sıra sanat yaşamıyla da dikkat çeken Köln’ün müzeleri arasındaki Ludwig Müzesi turistlerin ilk duraklarından. Müze, dünyanın en büyük üçünü Picasso koleksiyonu ile Avrupa’nın en kapsamlı Pop-Art koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Avrupa’nın önde gelen modern ve çağdaş sanat müzeleri arasındaki Ludwig Müzesi, sanatseverlerin gözdesi. Kentin simgelerinden Köln Katedrali, Ren Nehri ile ana tren istasyonu arasında bulunan müze, Peter ve Irene Ludwig’in 350 modern sanat eserinden oluşan ilk bağışıyla 1976 yılında kurulmuş. Zaman içinde eklenen koleksiyonlarla her geçen gün genişleyen müze bugün 61 bine yakın esere sahip. Dünya çapında 20. ve 21. yüzyıllardan kalma en önemli sanat koleksiyonları burada sergileniyor.
Nihayet müzedeyim. Daha açılmamıştı ki kapısında beklemeye başladık. Önümde de minik öğrenci grupları vardı. Ziyaretçileri giriş kapısının hemen önünde Henry Moore’un Yalancı Cübbe isimli heykeli karşılıyor. Kapıdan girince, büyük holün ortasındaki Niki de Saint-Phalle’nin Siyah Nana isimli rengarenk devasa eseri de tüm heybetiyle gelenleri selamlıyor.

Gelelim müzenin önemli iki sergisine. Köln kentinin, Paris ve Barselona’dan sonra en büyük Picasso koleksiyonu ile Avrupa’nın en kapsamlı Pop Art koleksiyonunu bünyesinde barındırdığını belirtmiştik. Gelin şimdi bu koleksiyon eserlerini birlikte gezelim. Picasso sergisinde, ünlü İspanyol ressamın çok sayıdaki tablosunun yanı sıra heykelleri, kadın yüzleriyle süslü seramikleri, hayvan objeleri, enstalasyonları oldukça etkileyici. Ve bu çalışmalarının sayısı da sergide oldukça fazla. Ünlü ressamın tabloları arasında Katlanmış Eller ile Harlequin (1923), Silahşor ve Aşk Tanrısı, Çimlerde Öğle Yemeği (1961), Öpücük (1969), Elleri Üzerinde Duran bir Yüzle Krug (1952), Kuşla Uzanmış Çıplak (1968), Şapkalı Bir Adamın Büstü (1970), Uyuyan Kadın (1960), Okuyan Bir Kadının Başı (1953), Yeşil Sabahlıklı Kadın (1922) ile Enginarlı Kadın (1941) bulunuyor. Müze, ustanın üç büyük baskı serisine de sahip olan tek kamu kurumu.

BEBEK ARABALI KADIN BÜYÜLEYİCİ
Sanatçının heykelleri, objeleri ve tabakları oldukça etkileyici; insanlar dönüp dönüp bu objelere bir daha bakıyor. En azından ben öyle yaptım. Seramiklerdeki kadın figürlerini, çizim tekniklerini tekrar tekrar inceledim. İki Maskeli Büyük Sürahi, 1952 yapımı Yüzü Ellerinin Üzerinde Duran Sürahi ile beyaz üzerine siyah desenleriyle Baykuş (1952), Güvercin (1953) yine öne çıkan eserlerinden. Sanatçının kadın portreleri ile kadın figürlü tabakları büyüleyici. 1950 yapımı Bebek Arabalı Kadın ile orijinal alçılı enstalasyonu Dora Maar’ın Anıtsal Başı (1941) da müzenin önemli eserleri arasında dikkat çekiyor. Yine 1906 yılı yapımı saçını tarayan kadın bronz heykeli ile 1901-1903 yıllarında yaptığı Kırık Burunlu Bir Pikadorun Başı heykeli İspanyol sanatçının göze çarpan diğer eserlerinden.

AVRUPA’NIN EN KAPSAMLI POP ART SERGİSİ
Müzenin çok sayıda değerli eserinin yanı sıra Pop-Art sergisiyle de Avrupa’da adından söz ettirdiğini belirtmiştik. ABD dışındaki en büyük Amerikan Pop Art koleksiyonunda, Andy Warhol’un Beyaz Brillo kartonları, Aranan Adam, Double Elvis gibi çalışmalarının yanı sıra James Rosenquist’in Başlıksız Joan Crawfird Diyor Ki adlı eseri ile Teresa Burga,’nın Her Zaman, Roy Lichtenstein’in ünlü Bir Kızın Resmi adlı çalışmaları öne çıkıyor. Yine bu sergi kapsamında George Segal’ın Restaron Penceresi, Marisol’un Ziyaret adlı çalışması da serginin dikkat çeken eserlerinden. Sergide Claes Oldenburg, James Rosenquist, Jasper Johns’un önemli eserleri de sanatseverleri selamlıyor.

Fotoğraflar: Nebahat Koç
Kapak fotoğrafı: Picasso – Baykuş