DAVID TEURTIE
Avrupa Birliği’nin, Tiflis ve Kişinev’e resmi aday statüsü vermesinin ardından bu iki ülkede ilk kez geçen ekim ayında seçim yapıldı. Gürcistan’da parlamento seçimleri, Moldova’da ise cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra AB entegrasyonunun anayasal hale getirilmesi için referandum düzenlendi. Ukrayna işgalinin bu iki ülke kamuoyunu Rusya’dan uzaklaştırdığını düşünen Batı başkentleri, Avrupa yanlısı siyasi güçlere büyük destek verilmesini bekliyordu. Ancak resmi sonuçlara göre Gürcülerin yüzde 53’ü muhalefet tarafından “Rus yanlısı” olarak tanımlanan iktidardaki partiyi destekledi. Avrupa yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun ikinci turda yüzde 54’ten fazla oy topladığı Moldova’da ise yüzde 50.5 oy alan “evet” tarafı referandumu kıl payı farkla kazandı. Devlet başkanının destekleyenler, Batı başkentleri ve medya, bu karışık sonuçları Rusya’nın müdahalelerine bağladı. Her ne kadar Moskova komşularını etkilemeye çalışsa da Avrupalıların sadece bu açıklamayla yetinmesi hatalı olur. Nüfusu 3.9 milyon olan Gürcistan ile 2.6 milyon nüfuslu Moldova’nın pek çok ortak noktası var. Her ikisi de Rusya yanlısı ayrılıkçılarla mücadele ediyor ve her ikisi de Batı Avrupa ve Rusya’ya yoğun şekilde göç veriyor. Uzun süre Avrupa entegrasyonunun dışında kalan iki ülke, Doğu Ortaklığı kapsamıda AB ile 2016’da yürürlüğe giren ortaklık anlaşmaları imzaladı. İki ülke arasında önemli farklılıkla da var. Moldova’da yaygın hale gelen yolsuzluklar bir dizi siyasi ve mali skandala yol açtı. 2015 yılında üç bankanın, bir kısım siyasetçinin de işbirliğiyle ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 15’ine denk gelen yaklaşık bir milyar doları zimmetine geçirdiği ortaya çıktı. (1) Geçen aylarda ise yeni bir olay manşetlerdeydi. İnterpol’ün Moldova bürosundaki üst düzey yetkililerin, uluslararası suçluların iadesini rüşvet karşılığında engellediği tespit edildi.
Yazının tamamını okumak için: https://www.dijitalbasin.com/Read/3427/le-monde-diplomatique-turkce